7 Ekim 2013 Pazartesi

Ankara Tiyatro Rehberi 11 (8 Ekim 2013 - 16 Ekim 2013)

Ankara'ya kış erken geldi. Havalar pek soğuk bu aralar. Anlaşılan bu yıl sıcaklara epey süre veda etmemiz gerekecek. Hava şartları kötüye devam ede dursun Ankara Tiyatro etkinlikleri pek cansız hala. Özel Tiyatrolar adeta nadasa bırakılmış gibi. Bu yıl Devlet Tiyatroları ve turne oyunları dışında çok fazla seçenek bulamayacak gibi Ankara izleyicisi. Yılların handikapı hala devam ediyor. Ankara izleyicisinin yeni ve güzel oyunlara açlığı bir türlü giderilemedi.

Kanımca bol yerli oyun politikasıyla Devlet Tiyatrolarının bu yılki programı da oldukça tatsız. Ama yine de ihmal edilmemesi, görülmesi gereken oyunlar var. Ayrıca açıklanan program da fena sayılmaz. Devlet Tiyatroları kaliteli oyunlar yapması gerektiği kadar, insanlara tiyatro kültürü de aşıma misyonu taşımalı. Bu amaçla Devlet Tiyatroları emekçilerinin emeklerini göz ardı etmek olmaz. Yeni dönemde Serhat Nalbantoğlu döneminden sonra Şekip Taşpınar yönetiminde bakalım nasıl bir politika izleyecek Ankara Devlet Tiyatrosu. Çok başarılı bir oyuncudur Taşpınar. Bu yönetimsel değişiklikle kendisini uzun süre sahnelerde göremeyeceksek bu biz Ankara Tiyatroseverler için oldukça üzücü.

Bu rehberde de her zamanki gibi haftanın öne çıkan oyunlarına değinip, sahnelenecek bütün oyunlara da yer vereceğiz. Bu rehbere dair iki not. 1) 15 Ekim 2013 Salı günü, Bayram dolayısıyla Devlet Tiyatrolarında temsil olmayacak. 2) Yan tarafta bir sonraki çekiliş ile ilgili bir anket var. Fikrinizi beyan ederseniz harika olur.

1- Hayvan Çiftliği (Ankara Devlet Tiyatrosu):

Hayvan Çiftliği Afiş
Yeni sezon Devlet Tiyatroları oyunları arasındaki az sayıda yabancı oyunlardan birisi olarak karşımıza çıkıyor Hayvan Çiftliği. Benim bu sezon en çok merak ettiğim yapımların da başında geliyor. Geçen yıl Ankara izleyicisi Erdal Beşikçioğlu yönetiminde gençlerden kurulu bir kadro ile Stüdyo Cer'de izlemişti bu oyunu. Oyunun Stüydo Cer sahnelenişi ile ilgili inceleme daha önce bu blog'da da yapılmıştı. Buradan ulaşabilirsiniz. 

Oyunun yönetmen koltuğunda Barış Erdenk var. Yenilikçi, yaratıcı ve başarılı bir rejisör kendisi. Bu sebepten ötürü de Hayvan Çiftliğinin rejisi merak konusu. İster istemez bir yıl önce başka bir tiyatroca sahnelenmesinden ötürü, Ankara izleyicisi iki oyun arasında karşılaştırmalar yapacaktır. Bu oyun için ve yönetmen için bir handikap olsa da gerçekten bu yılın en heyecanlandırıcı projelerinden birisi ve çok başarılı bir yapım Ankara izleyicisini bekliyor. George Orwell'in unutulmaz romanından Peter Hall tarafından sahneye uyarlanan oyun 2 Ekim 2013 günü prömiyerini yaptı ve oldukça iyi yorumlar aldı. Oyun'un İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenmesi de oldukça farklı bir reji ve dekor göreceğimizin habercisi. Bu yılın en çok ilgi gören oyunlarından olacaktır. Biletler neredeyse çıktığı anda tükeniyor kısacası Ankara izleyicisinin ilgisi büyük. Oyun 9-10-12-16-17 Ekim tarihlerinde İrfan Şahibaş Sahnesinde sahnelenecek.

2- Kuklacı (Tiyatro Kafe):

Kuklacı Afiş
Cafe Tiyatro ve Bar Tiyatrosu konseptlerine karşı ve mesafeli olsam da tiyatro adına yapılan her çalışma takdiri hak etmeli. Cantuğ Turay yönetimindeki Tiyatro Kafe / Ritüel Sanat Merkezi de Ankara'da yıllardır istikrarlı bir şekilde faaliyet gösteren tiyatroların başında geliyor. Dediğim gibi bu konseptteki oyunlara karşı ve mesafeliyim fakat yıllardır yetenekli oyuncular bu sahnede izleyiciyle buluşuyor.

Kuklacı oyunu ise ilginç bir oyun. Aslında Cafe Tiyatro konseptinde düşünülmesi enteresan. Zira oyun bir gerilim. Cafe Tiyatrolarda görmeye alışık olduğumuz komedi unsurundan uzak ve hatta çok göndermeli, bol altmetinli izleyiciyi oldukça etkileyecek bir texte sahip. Gardner Mckay tarafından yazılan oyunun orjinal ismi "Toyer" yani esasen "Oyuncakçı" anlamına geliyor. Kurbanlarını bir ilaç ile paralize edip onları birer oyuncak'a/kukla'ya dönüştüren ve öldüren bir seri katil ile, bu seri katil üzerine araştırmalar yapan bir psikoloğun hikayesini anlatıyor. Oyucakçı ismi yerine Kuklacı ismi tercih edilmiş. Oyun metnini bilen birisi olarak bunun yanlış bir seçim olmadığını aksine oyunu iyi yansıttığını düşünüyorum. Oyun daha önce Oyun Atölyesi tarafından da sahnelenmişti ülkemizde.

Alternatif Tiyatro eksikliği çeken Ankara'ya yeni bir soluk getirebilir bu oyun. Her ne kadar Cafe Tiyatro konseptli bir yerde sahneleniyor olsa da yer yer In-Yer Face yer yer bol gerilimli ama özellikle sağlam metni ve göndermeleriyle dikkat çeken bu oyunu izlemekte fayda var. Oyunun texti gerçekten harika. Karakterlerin isimlerinden kullanılan metaforlara kadar yazar başarılı bir altmetin hazırlamış. Temsiller 9 ve 30 Ekim tarihlerinde Ritüel Sanat Merkezinde.

3- Kösem Sultan ( Ankara Devlet Tiyatrosu):

Kösem Sultan Afiş
Şahsi olarak tarihi içerikli ve kalabalık castlı oyunları sevmesem de Ankara Devlet Tiyatrosu yıllardır bu tarz oyunları sahneliyor. Genç Osman, Hürrem Sultan, Kerbela gibi oyunlar akla ilk gelen örnekler. Fakat bu tarz oyunların genel izleyici kitlesi tarafından oldukça beğeniliyor. Turhan Oflazoğlu tarafından kaleme alınan oyunun yönetmen koltuğunda Murat Atak var. Oldukça kalabalık kadrosuyla dikkat çeken oyunda, Elvin Beşikçioğlu, Mithat Erdemli, Yavuz Sepetçi, Tolga Çiftçi gibi Ankara Tiyatro izleyicisinin aşina olduğu pek çok başarılı oyuncu kadroda yer alıyor.

Oyun adından da anlaşılacağı üzere, Osmanlı İmparatorluğu'nun en etkili kadın sultanlarından birisi olarak kabul edilen 4. Murad'ın Annesi Kösem Sultan'ın hikayesi üzerine kurulu.  1 Ekim 2013 Salı günü prömiyerini yapan oyun 8-9-10-11-12-13 Ekim 2013 tarihlerinde Cüneyt Gökçer Sahnesinde Sahnelencek ve temsillerine kısa bir süre ara verecek.

4- Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye (Ankara Devlet Tiyatrosu):

Meraklısı için Öyle Bir Hikaye Afiş
Stüdyo Sahne ve İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenen oyunlar benim için her zaman daha ilgi çekici olmuştur. Zira bu sahnelerde yönetmene sınırsız özgürlük imkanı tanınır reji olarak. Gerçek anlamda belli bir sahne yokken yönetmenin yaratıcılığı ile ortaya gerçekten çok güzel projeler çıkmaktadır. Yıllar önce sahnelenen Yakup Kadri'nin Yaban oyunu bile, İrfan Şahinbaşta adeta baştan doğmuş ve yepyeni bir çehreye bürünmüştü. Stüdyo Sahne ve İrfan Şahinbaş, klasik tiyatro'dan başka alternatif arayanlar için bir mola noktası gibi adeta.

Bu noktada Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye 3 anlamda çok ilgi çekici. Öncelikli olarak Sait Faik Abasıyanık'ın etkileyici yapıtlarından, hayatından, oyunlaştırılan oyun hikaye anlamında Türkiye'nin en önemli kalemlerinden birsine eserin ev sahipliği yapıyor. Tabi bu noktada bu derlemeyi yapan ve oyunlaştırmayı gerçekleştiren Savaş Dinçel'in olduğunu belirtmekte fayda var. İkincil olarak oyunun yönetmen koltuğunda, Ankara Devlet Tiyatrosu izleyicilerinin çok beğendiği birsi var. Murat Çidamlı. 3. olarak ise yukarıda belirttiğim faktör. Oyunun Stüdyo Sahne'de sahneleniyor oluşu bu geniş seçki için sınırsız bir reji imkanı tanıyor. Kesinlikle sezonun en çok ilgi çekecek oyunlarından.

Yıllarca İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiş bu oyunun Ankara Devlet Tiyatrosu yorumu oldukça iyi eleştiriler almış durumda. Oyun 1 Ekim Salı günü prömiyer yaptı. 8-11-13 Ekim tarihlerinde de Stüdyo Sahne'de temsillerini sürdürecek.

5- Teneke (Ankara Devlet Tiyatrosu):

Teneke Afiş

Usta yazar Yaşar Kemal'in aynı adlı eserinden sahneye taşınan oyunda, Çukurova bölgesine atanan idealist bir kaymakam'ın çıkarları için insanların ölmesine dahi göz yumman Çeltik Ağaları ile olan mücadelesi ve halkın bu mücadele esnasında gösterdiği kabullenmişlik, çaresizlik sahneye taşınıyor. Epik tarzda sahnelenen oyunda izleyiciye sadece mesajlar verilmekle kalmıyor aynı zamanda oldukça duygusal bir dram izleyicileri bekliyor.

Hikaye, oyunun sahnelenişi, yer yer izleyiciyi tebessüm ettiren sahneler bir bütün olarak gerçekten başarılı bir oyun çıkarmış karşımıza. Fakat tüm bunların yanı sıra Cem İdiz tarafından bestelenen oyunun müzikleri tek kelimeyle olağanüstü ve gerçekten oyunun dramatik yapısıyla bir bütünlük içerisinde yer alıyor. Tellal rölüyle Nusret Şenay ve Resül rolüyle Şahin Ergüney ise tek kelimeyle mükemmel birer oyunculuk örneğini sahneye taşıyorlar. Diğer oyuncuların performansları da görülmeye değer. Güral Tombul rejisindeki oyunu 8-11-13-18 Ekim tarihlerinde Büyük Tiyatro izlemek mümkün.

Son bir not benim gibi sahnede silah gördüğünde panik yapan tiyatroseverlere. Çehov bir kere demiş sahnede görülen / duvarda asılı olan silah oyunun sonunda muhakkak patlar diye. Belki oyun sonunda değil ama oyunun bir yerlerinde o silahlar illaha ki patlıyor, ama yarattığı gerilimi karşılamayacak kadar cılız bir şekilde. Silah patlama gerilimi yaşayıp oyunu takip edemeyen tiyatroseverler bu uyarıyı dikkate alırlarsa benim gibi bazı replikleri yaşadıkları gerilimden kaçırmamış olurlar.


6- Diğer Oyunlar:
  
- Ankara Devlet Tiyatrosu:  Sarı Naciye, Nalınlar, Para, Mevlana - Aşk ve Barış Çığlığı, Ramiz ile Jülide

- Ankara Halk Tiyatrosu: Jeanne D Arc'in Öteki Ölümü (11-12 Ekim 2013)

- Başkent Tiyatroları: Işık Görünüyor (8-9 Ekim 2013), Aşkın Pazarı (12 Ekim 2013 Cumartesi) 

- Başkent Oyun Atölyesi: Doğaçlama Geceleri (11-18 Ekim 2013 Cuma)

- Tiyatro Kafe: Matruşka (12 Ekim 2013 Cumartesi)

26 Eylül 2013 Perşembe

Ankara Tiyatro Rehberi 10 (26 Eylül 2013 - 8 Ekim 2013)

Blog'a çeşitli sebeplerden ötürü ara vermek zorunda kalmıştım. Şimdi yeni sezonla beraber blog da geri dönüyor. Yeni Sezonun ilk yazısı da Sezonun ilk tiyatro rehberi olacak. Ayrıca Sezonun ilk yazısı nedeniyle 1 kişi 9 Ekim 2013 Çarşamba Günü Sahnelenecek Hayvan Çiftliği Oyununa bilet kazanma fırsatı elde edecek. Bu konuya ilişkin bilgiler yazının sonunda.

Ankara Tiyatro izleyicisi geçen sene Cer Modern'in attığı cesur adımlarla heyecanlanmış ve turne oyunları hariç belki de uzun bir süre sonra ilk kez kaliteli özel yapımları izleme fırsatı bulmuştu. Ayrıca Devlet Tiyatrolarının da kalıplaşmış klasik 'Bu oyun Devlet Tiyatrosu Oyunu' dedirten oyunlarının dışında pek çok oyun da Devlet Tiyatrolarınca sahnelenmişti. Bu sezon ise Devlet Tiyatrolarının yerli oyun sahneleme politikasıyla beraber bir çok yerli oyun sahnelenecek. Kişisel fikrime göre çok fazla heyecanlandıran yapım yok. Yastık Adam, Bir Delinin Hatıra Defteri gibi önceki senelerde oldukça ilgi gören yapımlar da bu yıl sahnelenmeyecek gibi görünüyor. Bu yazı hem önümüzdeki hafta Ankara'da oynanacak oyunlar hakkında bilgi verme hem de oyunlara genel bir bakış açısı sunma amacı taşıyor.  Bu rehberde de her zamanki gibi haftanın öne çıkan oyunlarına değinip, sahnelenecek bütün oyunlara da yer vereceğiz.

1- Hayvan Çiftliği (Ankara Devlet Tiyatrosu):

Devlet Tiyatrosunca daha önce sahnelenmiş oyunun eski bir afişi.
Yeni sezon Devlet Tiyatroları oyunları arasındaki az sayıda yabancı oyunlardan birisi olarak karşımıza çıkıyor Hayvan Çiftliği. Benim bu sezon en çok merak ettiğim yapımların da başında geliyor. Geçen yıl Ankara izleyicisi Erdal Beşikçioğlu yönetiminde gençlerden kurulu bir kadro ile Stüdyo Cer'de izlemişti bu oyunu. Oyunun Stüydo Cer sahnelenişi ile ilgili inceleme daha önce bu blog'da da yapılmıştı. Buradan ulaşabilirsiniz. 

Oyunun yönetmen koltuğunda Barış Erdenk var. Yenilikçi, yaratıcı ve başarılı bir rejisör kendisi. Bu sebepten ötürü de Hayvan Çiftliğinin rejisi merak konusu. İster istemez bir yıl önce başka bir tiyatroca sahnelenmesinden ötürü, Ankara izleyicisi iki oyun arasında karşılaştırmalar yapacaktır. Bu oyun için ve yönetmen için bir handikap olsa da gerçekten bu yılın en heyecanlandırıcı projelerinden birisi ve çok başarılı bir yapım Ankara izleyicisini bekliyor. George Orwell'in unutulmaz romanından Peter Hall tarafından sahneye uyarlanan oyun 2 Ekim 2013 günü prömiyerini yapıyor. Oyun'un İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenmesi de oldukça farklı bir reji ve dekor göreceğimizin habercisi. Bu yılın en çok ilgi gören oyunlarından olacaktır. Oyun Ayrıca 3-5 ve 9 Ekim tarihlerinde de sahnelenecek. Fakat şimdiden ilk 3 temsilin biletleri tükenmiş durumda.

9 Ekim temsiline bir blog okurumuz bilet kazanma şansı kazanacak. Bilgi yazının sonunda.

2- Kösem Sultan ( Ankara Devlet Tiyatrosu):

Murat Atak
Şahsi olarak tarihi içerikli ve kalabalık castlı oyunları sevmesem de Ankara Devlet Tiyatrosu yıllardır bu tarz oyunları sahneliyor. Genç Osman, Hürrem Sultan, Kerbela gibi oyunlar akla ilk gelen örnekler. Fakat bu tarz oyunların genel izleyici kitlesi tarafından oldukça beğeniliyor. Turhan Oflazoğlu tarafından kaleme alınan oyunun yönetmen koltuğunda Murat Atak var. Oldukça kalabalık kadrosuyla dikkat çeken oyunda, Elvin Beşikçioğlu, Mithat Erdemli, Yavuz Sepetçi, Tolga Çiftçi gibi Ankara Tiyatro izleyicisinin aşina olduğu pek çok başarılı oyuncu kadroda yer alıyor.
Oyun 1 Ekim 2013 Salı Günü Prömiyer yapacak ve açıklanan programa göre 13 Ekim'e kadar aralıksız olarak Cüneyt Gökçer sahnesinde sahnelenecek. Muhtemelen temsiller aralıksız olarak Ekim ayının sonuna kadar devam edecektir.

3- Kadınlar Aşklar Şarkılar (Domus Sanat Çiftliği):

Kadınlar Aşklar Şarkılar
Geçen yıl Ankara'da sahnelenen en dikakt çekici yapımlardan birisiydi. Kadınlar Aşklar Şarkılar. Oyun Domus Sanat Çiftliği tarafından, ki kendileri Ankara'da butik tiyatro/alternatif tiyatro konseptine belki de en çok yaklaşan tiyatrodur, sahneleniyor. Şamil Yılmaz tarafından yazılan oyunun yönetmen koltuğunda Serdest Vural var. Oldukça övgü alan başarılı performansıyla Ahmet Melih Yılmaz bu tek kişilik oyunda izleyiciyle buluşuyor.
Oyunun tanıtımı şu şekilde: "
“Kadınlar Aşklar Şarkılar”, trans kadınların çocukluklarına, aşklarına ve ölümlerine adanmış tek kişilik fakat çok’sesli bir oyundur.
Tüm sesler, hikâyelerini doğrudan seyirciye anlatırlar. Fakat seyirci, alıştığımız seyirci değildir artık. Adı aşkla, arayışla, özlemle ve ölümle iç içe geçmiştir şimdi. Her kadın, ölüme doğru yol alırken, varlığı seyircide somutlaşmış bu belirsiz kişiye doğru seslenir. Aşkların, ölümlerin, arayışların asıl muhatabı bu belirsiz kişidir çünkü:
"belki bin yıldır burdayız biz"

Ankara'da kalıplaşmış, klasik oyunlardan sıkılan izleyici için ilaç gibi gelecek bir oyun. 1 Ekim 2013 salı günü Eski Yeni'de sahnelenecek oyuna ilişkin bilgileri Domus Sanat Çiftliğinin Facebook sayfasında bulmak mümkün.

4- Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye (Ankara Devlet Tiyatrosu):

Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye Afiş
Stüdyo Sahne ve İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenen oyunlar benim için her zaman daha ilgi çekici olmuştur. Zira bu sahnelerde yönetmene sınırsız özgürlük imkanı tanınır reji olarak. Gerçek anlamda belli bir sahne yokken yönetmenin yaratıcılığı ile ortaya gerçekten çok güzel projeler çıkmaktadır. Yıllar önce sahnelenen Yakup Kadri'nin Yaban oyunu bile, İrfan Şahinbaşta adeta baştan doğmuş ve yepyeni bir çehreye bürünmüştü. Stüdyo Sahne ve İrfan Şahinbaş, klasik tiyatro'dan başka alternatif arayanlar için bir mola noktası gibi adeta.

Bu noktada Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye 3 anlamda çok ilgi çekici. Öncelikli olarak Sait Faik Abasıyanık'ın etkileyici yapıtlarından, hayatından, oyunlaştırılan oyun hikaye anlamında Türkiye'nin en önemli kalemlerinden birsine eserin ev sahipliği yapıyor. Tabi bu noktada bu derlemeyi yapan ve oyunlaştırmayı gerçekleştiren Savaş Dinçel'in olduğunu belirtmekte fayda var. İkincil olarak oyunun yönetmen koltuğunda, Ankara Devlet Tiyatrosu izleyicilerinin çok beğendiği birsi var. Murat Çidamlı. 3. olarak ise yukarıda belirttiğim faktör. Oyunun Stüdyo Sahne'de sahneleniyor oluşu bu geniş seçki için sınırsız bir reji imkanı tanıyor. Kesinlikle sezonun en çok ilgi çekecek oyunlarından.

Yıllarca İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiş bu oyunun Ankara Devlet Tiyatrosu yorumunun nasıl olacağı merak konusu. Oyun 1 Ekim Salı günü prömiyer yapıyor. 4-6-8-11 Ekim tarihlerinde de Stüdyo Sahne'de temsillerini sürdürecek.

5- Diğer Oyunlar:
  
- Ankara Devlet Tiyatrosu:  Sarı Naciye, Nalınlar, Para, Mevlana - Aşk ve Barış Çığlığı, Ramiz ile Jülide, Teneke

- Başkent Oyun Atölyesi: Doğaçlama Geceleri (27 Eylül 2013 Cuma)

- Ankara Halk Tiyatrosu: Jeanne D Arc'in Öteki Ölümü (27-28 Eylül 2013)

- Yön Sanat Atölyesi: Kamyon (29 Eylül 2013 Pazar) 

- Tiyatro Kafe: Şu İşe Bak (5 Ekim 2013 Cumartesi), Kuklacı (2-9 Ekim 2013), Matruşka (28 Eylül, 12 Ekim 2013 Cumartesi)

- Ertan Gösteri Merkezi: Ölü Ya da Diri (27 Eylül 2013 Cuma)

9 Ekim 2013 Hayvan Çiftliği (Ankara Devlet Tiyatrosu) Bilet Çekilişi:
- Bu Çekilişin Amacı Blogumuzu takip eden tiyatroseverlerden birisine bir bilet armağan etmektir. Çekilişin hiç bir ticari veya kar amacı yoktur.
- Verilecek bilet 1 Adet TAM bilettir.
- Oyun Temsili 9 Ekim 2013 günü Ankara İrfan Şahinbaş Sahnesinde sahnelenecek olup, oyun öncesi Büyük Tiyatro otoparkından İrfan Şahibaş Sahnesine servis kalkmaktadır. 
- Çekilişe Katılmak için İsminizi belirtelerek çekilişe katılmak istediğinize dair bir maili antoninartaud37@gmail.com adresine atmanız veya Twitter üzerinden @artaud_antonin hesabını 5 Ekim 2013 gününe kadar mentionlamanız yeterlidir.
- Çekiliş sonuçları en geç 7 Ekim 2013 günü açıklanacak olup kazanan kişiyle iletişim kurulacaktır.

31 Ocak 2013 Perşembe

Ankara Tiyatro Rehberi 9 (1 Şubat 2013-10 Şubat 2013)

Havalar iyice soğumaya başlarken, bu hafta da güzel oyunlar Ankara izleyicisiyle buluşuyor. Yaklaşan tiyatro festivalleri öncesi yine nispeten sakin bir tiyatro haftası bizleri beklerken, önümüzdeki aylar Ankara başta üniversitelerin olmak üzere pek çok tiyatro festivaline ev sahipliği yapacak. Bu rehberde de her zamanki gibi haftanın öne çıkan oyunlarına değinip, sahnelenecek bütün oyunlara da yer vereceğiz.

1- Mojo (Stüdyo Cer):
Mojo
Mojo pek çok açıdan heyecanlandırıcı bir oyun. Tiyatroya dair güzel işler yapan kişilerin ortak üretimi, başarılı çalışmalarının bir sonucu. İlk olarak 3 yıl önce, Erdal Beşikçioğlu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı Dib sahnede sahnelenmiş, olumlu yorumlar almıştı. Fakat Mojo'yu diğer oyunlardan ayıran aldığı yorumlardan ziyade, yenilikçi tarzı ile başarıyla sahnelenmiş olmasıydı. O güne kadar özellikle DOT dışında Türkiye'de pek tanınmayan bir akımı sahneye taşıyordu oyun. Bugün farklı şehirlerde, farklı tiyatroların artık bu tarz oyunlar oynamadığı gün sayısı yokken, klasik, tek düze oyunlardan bıkan izleyici için bir ferahlama noktasıydı. Sadece In-Yer Face akımına yönelik olması değil, kalıpları aşarak, yenilikçi bir rejiyle sahnelenişi de Ankara izleyicisi için pek çok şeyi müjdeliyordu. Mojo, pek çoklarının kesişim noktasıydı. Oyunun yönetmen koltuğundaki İlham Yazar, bugün devlet tiyatrolarında Yastık Adam ve Jerry ve Tom gibi yenilikçi rejiye sahip hatta yer yer in-yer face oyunlarını sahneliyor. Oyunun oyuncularından İnanç Konukçu, Berkan Şal, Engin Öztürk bugün Behzat Ç.'de çok başarılı performanslar sergiliyorlar. Doruk Nalbantoğlu, Ali Yoğurtçuoğlu, Nusret Şenay da başarılı performanslara imza atıyorlar.

Bugün yıllardan sonra Mojo tekrar sahnelere dönüyor. Oyun artık izleyicinin karşısına Cer Modern'de çıkacak. Cer Modern / Stüdyo Cer tam anlamıyla Ankara tiyatro yaşamına farklı bir soluk ve konsept getirmiş durumda. İstanbula oranla Ankara'nın özel tiyatroları karşılaştırılamayacak kadar başarısız ve tek düze ilerlerken, Stüdyo Cer bu gidişe Hayvan Çiftliği oyunuyla dur demiş ve gelecek projeleri ile heyecanlandırmıştı. İşte bu noktada Mojo, Stüdyo Cer'in ikinci projesi olarak gerçekten o heyecan uyandırma hissini en yükseklerde yaşamamızı sağlıyor.

İlham Yazar'ın yönettiği oyun 1-2-3 Şubat 2013 tarihlerinde ve bundan sonraki Cuma-Cumartesi-Pazar günleri Stüdyo Cer'de olacak. Oyuna dair blogda yazdığım inceleme yazısına bu adresten ulaşabilirsiniz.

2- Kibir (Domus Sanat Çiftliği):
Kibir
Domus Sanat Çiftliği, Ankara'da alternatif tiyatroya dair çalışmalar yapan belki de tek tiyatro. Özellikle güvenlik caddesinde yer alan Alternatif Sahneleri bu konuda Ankara'da yapılmış en cesur tiyatro hareketlerinden birisiydi. Oyunları Kibir, ise EskiYeni Bar'ın alt katında sahneleniyor. EskiYeni Bar daha önce de pek çok oyuna ev sahipliği yapmıştı. Kibir'in konusu ise şöyle:

Kibir, kibir kavramı üzerine tek perdelik bir hareket tiyatrosu çalışmasıdır. Kibirli olma hallerine odaklanan oyun, sahnenin kibriyle gündelik hayatın kibrini süreç içerisinde birbirlerine eşitleyerek ilerler. Hedefte, bir kez kibre yakalanan insan varlığının içine düştüğü çıkışsız döngünün görünür kılınması vardır. Sahnedeki mevcudiyetleri ne doğrudan klasik anlamıyla oyuncuya, ne de dansçıya işaret eden bedenler, tüm anlamın bedende toplanıp yine bedenden yayıldığı bir sahne estetiğiyle anlatırlar hikâyelerini.

Kibir, farklı bir sahne dili ve oyuncuya dair farklı bir mevcudiyetin imkânı üzerine de düşünen; bu yüzden de hikâyesini sahne sanatlarının daha büyük hikâyesiyle birleştirerek anlatmaya çalışan bir oyundur.

Kibir 11 Şubatta Eski Yeni Bar'da sahnelenecek. Topluluğun Facebook sayfasından detaylara ulaşılabilir.

3- Jerry ve Tom (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Jerry ve Tom
Farklı dekoruyla dikkat çeken oyun, Ankara Devlet Tiyatrosunda bu yılın gözdelerinden şimdiden olmuş durumda. Bilet bulmak neredeyse imkansız. İki kiralık katilin hayatlarından kesitler anlatan oyunun yönetmen koltuğunda İlham Yazar var. Şu hayatta oyunu bilmeden, sadece yönetmen ismine bakıp oyununa gideceğim 2-3 kişiden birisi. Ankara Devlet Tiyatrosu bünyesinde sahnelenmeden önce yine İlham Yazar yönetmenliğinde yıllar önce, Erdal Beşikçioğlu'nun sahibi olduğu Dib Sahne'de sahnelenmişti bu oyun. Fakat çok az gösterim yapıldığı aklımda kalmış. Yastık Adam'dan sonra yine Ankara izleyicisine oldukça farklı bir deneyim sunuyor oyun. Gerilim, dram, komedi unsurlarını bir arada taşıyan oyunda en dikkat çekici unsur hiç şüphesiz izleyicilerin oturduğu dönme mekanizmalı oturma sistemi. Oyun 1-12 Şubat 2013 tarihleri arasında Stüdyo Sahne'de ve arada bazı biletler boşa çıkıyor. Uzun süre sonra bilet bulma imkanı olabilir bu oyuna.

4- Bir Delinin Hatıra Defteri (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Bir Delinin Hatıra Defteri
Yıllardır Ankara Devlet Tiyatrosunda kapalı gişe oynayan, Gogol'un eseri Cem Emüler yönetmenliğinde ve Erdal Beşikçioğlu oyunculuğunda sahneleniyor. Farklı dekoru, rejisi ve muhteşem oyunculuğu ile oyunun biletleri çıktığı anda tükeniyor. Hatta bu oyuna bilet bulabilmek için gişe önünde sabahlayanlar dahi oluyor. Bilet bulursanız kaçırmamanız gereken bu oyun, Stüdyo Sahne ve Cüneyt Gökçer Sahnesinden sonra şimdi de Akün Sahnesinde. Talebin yoğunluğu karşısında 100 kişilik oturma düzeni 150 kişiye çıkarılmış durumda ama ne yazık ki yine biletler tükenmiş. Bir şekilde bilet edinebilirseniz ya da şanslıysanız boşalan bir koltukta yer bulabilirseniz muhakkak gidip görmeniz gerekiyor. Oyun 5-9 Şubat 2013 tarihleri arasında Akün Sahnesinde sahnelenecek.

5- Yastık Adam (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Yastık Adam
Hiç şüphesiz son yıllarda Ankara Devlet Tiyatrosunca sahnelenmiş en ilginç ve en beğenilen oyunların başında geliyor Yastık Adam. Farklı sahneleniş tarzı, ilginç konusu, sağlam metni ve tabi ki olağanüstü oyunculuklarıyla 2 yıldır sahnelenen bu oyun, izleyenler tarafından tam puan oluyor. Daha önce bu blogda da bir incelemesine yer verdiğimiz Yastık Adam, Martin McDonagh'ın kaleminden çıkıp İlham Yazar rejisiyle izleyiciyle buluşuyor. İlham Yazar tiyatro adına gerçekten oldukça yenilikçi işler yapan ve sürekli kendini yenileyen ve güzel işlerin altına imza atan bir yönetmen, ayrıca bu yıl yine Ankara Devlet Tiyatrosunda, Jerry ve Tom isimli oyunun yönetmenliğini yapıyor. Sadece onun yönetmenliğini izlemek için bile gidilebilir. Oyun 8-1-2-3 Şubat 2013 tarihlerinde Şinasi sahnesinde sahnelenecek. Oyun bu yıl pek çok kez Şinasi sahnesinde de sahnelenmesine rağmen, bu oyunun asıl sahnelenme yeri ve evi İrfan Şahibaş sahnesi olarak oyunu burada da izlemekte büyük fayda var.

6- Cesaret Ana ve Çocukları (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Cesaret Ana ve Çocukları
Epik Tiyatro'nun kurucusu, Berthol Brecht'in en başarılı oyunlarından biri sayılan Cesaret Ana ve Çocukları, İrfan Şahinbaş Atölye sahnesinde sahneleniyor. Ayşe Emel Mesci rejisinde sahnelenen bu oyunu henüz izleme fırsatı bulmasam da hem gelen tepkilerin oldukça olumlu olması hem de İrfan Şahinbaş sahnesinin yenilikçi rejilere müsait bir ortam sunmasıyla, izlenme listesine alınması gereken oyunların başında geliyor. Ayrıca bir Brecht klasiği olarak oyunda yer alan Orkestra da, izleyicinin ilgisini çekebilecek nitelikte. Oyun 2-6-7-9 Şubat 2013 tarihlerinde İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenecek. Kısa bir not, oyunun süresinin uzunluğu ile İrfan Şahinbaş sahnesinin uzaklığı çekinceler yaratmasın. Zira Büyük Tiyatro önünden oyundan 1 saat önce servis kalkıyor. Aynı şekilde oyun bitiminde de servisler izleyicileri Büyük Tiyatro'ya ücretsiz taşıyor.

7- Cyrano de Bergerac (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Cyrano de Bergerac
Edmond Rostand'ın unutulmaz oyunu, ünlü burun tiradıyla hafızalarımıza kazınan Cyrano de Bergerac, tiyatroseverlerle buluşuyor. Bugüne kadar hem devlet tiyatroları bünyesinde hem özel tiyatrolarda pek çok kez oynanmış, defalarca filmi çekilmiş unutulmaz bu oyunun rejisi Işıl Kasapoğluna ait. Cyrano rolünde Durukan Ordu'yu izleyeceğiz. Şimdi buraya bir parantez açmak gerek, zira neredeyse tiyatroya dair bütün olumlu gelişmeler bir araya toplanmış. Hem muhteşem, unutulmaz bir oyun metni, hem devlet tiyatroları bünyesindeki en başarılı yönetmenlerden Işıl Kasapoğlu hem de Ankara Devlet Tiyatrosu bünyesindeki en başarılı oyunculardan Durukan Ordu aynı oyunda bir araya geliyor. İzleyiciyi heyecanlandırmak için yeterli nedenler. Oyun metni bilinmese bile, Işıl Kasapoğlunun heyecan yaratan rejisörlüğü, Durukan Ordu'nun nefis oyunculuğu bile bu oyuna baştan puan kazandırırdı. 16 Kasımda prömiyer yapacak oyun, 1-9 Şubat 2013 tarihleri arasında Cüneyt Gökçer Sahnesinde olacak. Oyun bu sene sürekli şansızlıklar yaşıyor, bundan önce 3-4 temsili oyuncu sakatlığı yüzünden iptal edilen oyunun başına umarım böyle bir talihsizlik yine gelmez.

8- Antonius ile Kleopatra (Oyun Atölyesi / Turne):
Antonius ile Kleopatra
Shakespeare'in unutulmaz eseri, dikkat çeken oyuncu kadrosu ve başarılı yapımıyla Antonius ile Kelopatra, Ankara Turnesine geliyor. Bu yıl Londra'da Royal Shakespeare Company'de de sahnelenen oyunun başrollerinde Haluk Bilginer ve Zerrin Tekindor yer alıyor. 8-9-10 Şubat 2013 tarihlerinde Şinasi sahnesinde sahnelenecek oyunun künyesi şu şekilde:

Shakespeare’nin en ünlü oyunlarından olan Antonius ile Kleopatra’da Haluk Bilginer Antonius, Zerrin Tekindor Kleopatra, Mert Fırat Cesar rolüyle seyirci karşısına çıkıyor. Oyunun diğer rollerini Onur Ünsal, Serkan Ercan, Muharrem Özcan, Evrim Alasya, Gözde Kırgız, Zeynep Alkaya, Tuğçe Karaoğlan, Mehmet Özbek paylaşıyor.

Bülent Bozkurt’un çevirisiyle oynanacak Antonius ile Kleopatra’nın  yönetmenliğini Kemal Aydoğan, sahne tasarımını Bengi Günay, ışık  tasarımını İrfan Varlı, müziklerini Tolga Çebi yaptı.


9- Ben Bertolt Brecht - İnsanlarım - Kerem Gibi - Sivas 93 (Dostlar Tiyatrosu / Turne):
Sivas 93
Dostlar tiyatrosu Ankara turnesi kapsamında, 3 farklı oyunla izleyici karşısına çıkacak. Genco Erkal'ın muhteşem performans gösterdiği bu oyunlar için ayrı ayrı fazla şey söylemek pek mümkün değil. Ankaralı tiyatroseverler için, Dostlar Tiyatrosunu ve Genco Erkal'ı izlemek için eşssiz bir fırsat. . Ne yazık ki bilet fiyatları biraz can sıkıcı. İstanbul'da oldukça yüksek olan özel tiyatroların fiyatları, Ankaralılar için alışılmadık seviyede. Ben Bertolt Brecht 5 Şubat'ta, Kerem Gibi 4 Şubat'ta ve Sivas 93 6-7 Şubat'ta Şinasi Sahnesinde. Biletler Biletix üzerinden satılıyor. Günlerin de art arda olması biraz sıkıntılı bir durum yaratmış fakat dediğim gibi bu 3 oyundan en az 1 tanesine gidilip, Dostlar Tiyatrosunu ve Genco Erkal'ın muazzam performansını izlemek gerekiyor.

8- Diğer Oyunlar:

Ankara Devlet Tiyatrosu: Hürrem Sultan, Ben Ödüyorum, Euridice'nin Elleri, 33 Varyasyon, Bir Hilal Uğruna, Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun, Krem Karamel

Mavi Sahne: Tuluatmasyon (2-9 Şubat 2013)

- Tiyatro Tempo: Benim Sevgili Yağmurum (1 Şubat 2013 Cuma)

- İstanbul Tiyatro Topluluğu: Bir Delinin Hatıra Defteri (9 Şubat 2013 Cumartesi)

- Tiyatro 1112 Garaj: Bir Evladın Terbiye Hadisesi (2-3 Şubat 2013)

- Müjdat Gezen Sanat Merkezi: Bir Güvercin Kanadında Yaşıyoruz İnadına (1 Şubat 2013 Cuma), Müfettişler Müfettişi (2-9 Şubat 2013 Cumartesi)

- Tiyatro Kafe: Laga Luga (2 Şubat 2013 Cumartesi), Şu İşe Bak (9 Şubat 2013 Cumartesi), Dehşet Odası (6 Şubat 2013 Çarşamba)

- Ankara Sanat Tiyatrosu: Selamün Kavlen Karakolu (2-8 Şubat 2013), Giderayak (9 Şubat 2013), Zübük (1-3-10 Şubat 2013)

- Ankara Simurg Oyuncuları Tiyatrosu: Hayyam (2-8-9 Şubat 2013)

- Mor Çilek: Kimsesizliğin Kimseleri Sokak Çocukları (1 Şubat 2013)

- Ertan Gösteri Merkezi: Yaşam Oyunu (8 Şubat 2013)

- Başkent Kültür Sanat Tiyatrosu: Yedi Kocalı Hürmüz (2-9 Şubat 2013 Cumartesi)

- Başkent Tiyatroları: Aşkın Pazarı (2-3 Şubat 2013), O Nefeste Gizli Herşey (6-10 Şubat 2013), Hayal Kahvesi (7 Şubat 2013)

25 Ocak 2013 Cuma

Mojo (Stüdyo Cer)

Mojo Afiş
Bu blogda sıkça atıfta bulunulan bir oyundu Mojo. Nedeni benim için ayrı önem taşımasıydı. O güne kadar olan tiyatro ilgimi belki de ilgiden, ileride bir kariyer hedefi olarak değiştirmeme yol açacak oyunların başında geliyordu. Zira bünyemize aşılanan kalıplaşmış çerçeve sahne oyunları ve abartılı Shakespeare oyunculukları dışında da bir tiyatro anlayışının var olduğunu bizlere gösteriyordu. Mojo aslında dünya üzerinde özellikle 90'lı yıllarda yaygınlaşan, Türkiye'ye 2000'li yıllarda gelen ve günümüzde artık pek çok örneğini görebileceğimiz "İn-Yer Face" akımının Türkiye'de ve Ankara'da ilk temsilcilerinden birisiydi. 

İn-Yer Face bugün bile hala daha sınırları tam olarak çizilmiş bir tiyatro akımı değil. Fakat tiyatroyu, büyük çerçeve sahnelerden alıp, daha küçük ve alternatif sahnelere taşıyan, işlediği konularla ve üslubuyla izleyicinin ezberini bozan pek çok oyun artık İn-Yer Face olarak kabul görüyor. Bu noktada, oyunların sahnelenişi oyunlara tam bir İn-Yer Face özelliği kazandırmasa da -ki bu oyunları İn-Yer Face çatısı altında değil, alternatif tiyatro olarak gruplamak daha doğru olur- oyunların işlediği konulardaki ezber bozuculuk -ki bu noktada işlenen ve gösterilen öğelerdeki müstheçenlik, şiddet, argo kullanımının sıklığı gösterilebilir- ve izleyicilerin tabularını yıkma gayesi bu akımı daha doğru ifade eder. Bu noktada, oyunların sahnelenişi bir araç olmakla beraber, günümüzün bir ihtiyacı olma haline yavaş yavaş gelmektedir. Zira büyük salonlarda, çerçeve sahnelerde sahnelenen oyunların hiç birinin veremeyeceği etki, bu tarz alternatif sahnelerle ve bilhassa in-yer face diyebileceğimiz arka plana sahip oyunlarla izleyiciye verilebilmekte.

Sıska-Mickey
Bu nedenlerle 3 yıl önce Mojo'yu ilk izlediğimde büyük bir ilgi oluşmuştu tiyatronun bizlere yeni bu akımına karşı. Bundan sonraki çalışmalarım da hep bu akım üzerine oldu, hatta edindiğim meslekten farklı kariyer planları yapmama ve 2. bir üniversite okumama kadar iten bir sürecin başlangıcı oldu. Bu noktada 3 yıl sonra Mojo oyununun tekrar sahneleneceği haberini almak olağanüstüydü. Hele hele, Ankara'da, alternatif tiyatro sahnelerine dair neredeyse hiç bir girişim yokken, Hayvan Çiftliği ile adeta Ankarada'ki çerçeve sahne ve klasik oyun sahnelenme kartelini bozan Stüydo Cer kapsamında, Mojo'nun sahnelenecek olması daha bir heyecan vericiydi.

Mojo 1950'li yıllarda, Londra Soho'da, bir gece kulübünde geçiyor. Soho, Londra'nın eğlence merkezi olarak adlandırılan bir yer ve bünyesinde pek çok barı, gece kulübünü, tiyatroları barındırıyor. Atlantik gece kulübünün sakinlerinin, uyuşturucu ve cinsellik arka planlı 'rahat' yaşantıları, kulüp sahibi Ezra'nın öldürülmesi ve cesedinin gece kulübünün çöp kutularına bırakılmasıyla farklı bir hava kazanıyor ve bu cinayet ekseninde aslında pek çok ilişki sorgulanmaya başlıyor. 


Potts-Şekerci-Mickey
Oyun, karakterlerin içerisinde bulunduğu durumu, gece kulübünün yer altılılığını, dönemin etkilerini oldukça başarılı bir şekilde veriyor. Soho'nun bu eğlence merkezi durumu içerisindeki hali, müzikler, uyuşturucu partileri, cinsellik öğeleri, alışagelmiş anlatımın ve kalıplaşmış sahnelemenin ötesinde yer alarak, in-yer face'in birincil öğelerinden tabu yıkma misyonu yolunda emin adımlar atıyor. Belki ülke şartları gereği daha 'cesur' adımlar atmak daha olanaksız, fakat Mojo yine de sınırları zorluyor. Çoğunluğu homofobik ve önyargılı bir topluma, eşcinsel karakterleri -hatta ve hatta eşcinsel bir seks kölesini- ve uyuşturucu partilerini cesurca göstererek, in-yer face'in bu misyonunu başarıyla yerine getiriyor. Bu noktada belki de, oyunun arka planında işleyen hikaye, yani gece kulübü sahibi Ezra'nın ölümü belki de ikincil bir noktaya geliyor. Aslında her karakterin farklı hikayeleri önem kazanıyor. Zira kolay kolay pek çok oyunda ve hatta filmde cesaret edemeyen konular Mojo'nun belkemiğini oluşturuyor ve koca bir alkışı hak ediyor.

Sıska'nın üzerinde çok değinilmeyen fakat izleyiciye hissettirilen seks köleliği ve buna bağlı olarak, Atlantik gece kulübü sakinlerince dahi dışlanışı, gördüğü eziyetler ve homofobik ifadelerle dışlanışı, ezilmesi; Bebe'nin çocukluğunda babası tarafından uygulanan ensest taciz; Mickey'in kişisel hırsları uğuruna yaptıkları, akıllara ilk gelen örnekler. 
Bebe
Ezra'nın ölümüyle beraber karakterlerin, 'zevk' ve 'keyif' için yaptıkları eylemlerden uzaklaşarak hem bireysel bir sorgulama hem de olayın sorgulanmasıyla ortaya çıkan gerçekler ve fakat çok güçlü olmayan arkadaşlık ilişkilerinin dahi, en keskin noktalarda uçlarda olarak güçlenip-gelişmesi gibi aslında çok alt hikayeleri bünyesinde de taşıyor. Ezra'nın ölümünden sorumlu olanların araştırılmaması ve bunun yerine gece kulübü üzerine yapılabilecek bir saldırı için çalışanları örgütleyen Mickey, bu örgütlenmeyi sorgusuz kabul eden kulüp çalışanları ve Ezra'nın oğlu Bebe etrafında dönen asıl hikayede ise, daha acı bir tablo izleyiciye sunuluyor. Bütün bu sıkıntılar içerisinde en güvenilmesi gereken kişi tarafından görülen ihanet ve buna bağlı yaşanan olaylar, oldukça acı bir hikaye örgüsüyle noktalanıyor. Babasıın ölüm haberine pek 'üzülmediği' gözlenen Bebe karakterinin aslında gerçeklerin tam farkında olarak hareket edişi, gerçekleri ortaya çıkarışı, gündelik hayatta karşılaşılabilecek türden bir 'ihanet'in etkilerini, ihaneti gerçekleştirenin değil fakat onu kayıtsız şartsız destekleyen kişinin ölümüyle tavan yapıyor. Bebe'nin, Ezra'nın intikamını alış şekli ise ölümden bile beter bir durum olarak Mickey'in dünyasında yer buluyor.

Oyun, 3 yıl önce dib sahnede sahnelendiği zaman, izleyiciler bar taburelerinde oturuyor ve oyunun oynandığı sahneye göre koltuklarını döndürerek oyunu izliyorlardı. Dib Sahne'ye konumlandırılmış 3-4 farklı sahnecik vardı ve oyun nerede oynuyorsa izleyici oraya dönerek oyunu izleyebiliyordu. Stüdyo Cer'de ise yine bu sahnecikler özünde temel olarak yer alıyor fakat bu sefer daha bütün bir dekor olarak, Atlantik Bar'ın, bar kısmı olarak izleyicinin ortasında yer alıyor ve oyunun akışkanlığı açısından müthiş bir uyum gösteriyor.

Bebe-Parlak Johnny
Reji çok akıcı ve oyunun arka planıyla da uyuşacak bir biçimde, 'durmaksızın' bir performans sahneleniyor. Sabit sahneler yok denebilecek kadar azken, 3 yıl önceki oyuna göre bazı farklılıklar dikkat çekiyor. Hafızam yanıltmıyorsa, 3 yıl önceki oyunda daha fazla içki tüketimi varken -Dib Sahnenin bar olması bu duruma daha elveriş sağlıyordu- Stüdyo Cer sahnelenişinde içki tüketimi azalmış görünüyor. Bar olmasına rağmen, bu oyunda daha az içkiye başvuruluyor. Bununla beraber 3 yıl önceki oyunda var olan tuvalet sahnesinin bu oyunda yer almadığını görüyoruz. Sigara tüketimi ise çok gerçekçi, zira bu tarz arkaplana sahip bir oyunda karakterlerin hiç veya az sigara tüketmeleri beklenemezdi.

Şiddet sahneleri çoğu izleyicinin alışmadığı gerçeklikte ve rahatsız edicilikte olmasına rağmen, göreceli olarak az kaldığını dahi söylemek mümkün. Fakat oldukça fazla argo ve küfür kullanımı yine aslında bir 'tabu yıkıcılık' misyonu üstleniyor. Bu noktada yaşanan bir iki sıkıntı gözlerden kaçmıyor değil.  Öncelikle, ülkemizde yer alan 'küfür=komik' olgusu bu oyunda da hayat buldu. Evet, oyun içerisinde yer alan bazı argo kullanımlar veya küfürler komik olup izleyici reaksiyonu alabilir, fakat aslında dramatik ve önemli bir konuşmada yer alan küfüre verilen gülme reaksiyonu, bu sahnelerin dinamiğini bozuyor. İkinci sıkıntı ise tercümesel noktada karşımıza çıkıyor. Bazı küfürler tercüme süzgecinden Türkçe'ye çevirildiği zaman, karakterlerin ağzında 'yapay' kalıyor. Bu hiç şüphesiz, karakterlerin Türkçe'nin alışık olduğu şekilde küfür veya argo kullanmaları anlamına gelmiyor. Sadece oyunun realist ve vurucu yapısını, düşük etkili de olsa 'yapaylaştırıyor'

Mickey-Bebe 
Müzikler tek kelimeyle olağanüstü. Hem oyunun arka planını başarıyla izleyiciye aktarıyor hem de oyunun bütünüyle, rejisiyle mutlak bir uyum gösteriyor. Aynı şeyi ışıklar için de söylemek mümkün, zira Stüdyo Cer şunu gösterdi ki, her oyun için çok sayıda ve kalitede ışık kullanmak mümkün. Mojo'da bu nimetten faydalanarak, sahnelerin dinamiklerine göre çok başarılı ışık kullanımlarını bizlere sunuyor. Reji, yukarıda da belirttiğim üzere hem kalıp dışılığıyla hem de göz yormayan akıcılığıyla, çok farklı ve güzel bir tiyatro deneyimi  vaad ediyor. İlham Yazar, bu tarz kalıp dışı rejileri çok başarıyla uyguluyor. (Yastık Adam, Jerry ve Tom gibi oyunlarda da gördüğümüz üzere) Mekanın oturma düzenine bağlı olarak bazı bölümlerde sıkıntı yaşansa da -oyuncuların sahneyi kapatması gibi- bu durumu alternatif sahnelerin küçük bir handikapı olarak görmekte ve aslında daha büyük resme baktığımızda büyük bir sıkıntı olmadığını düşünmekte fayda var.

Oyunculuklar oldukça başarılı -3 yıl önce sürekli oynamanın verdiği alışkanlıkla daha oturmuştu- fakat oturmayan bir kaç nokta var gibi. Bir kaç oyundan sonra bu sıkıntının da düzeleceği aşikar, zira oyun 3 yıl önceki kadronun aynısıyla sahneleniyor. Özellikle, Sıska karakteri ve Berkan Şal'ın performansını her iki sahnelenişte de çok beğendiğimi söylemek istiyorum.

Şekerci-Potts
Stüdyo Cer, Hayvan Çiftliğinden sonra yine çok başarılı bir prodüksiyonla karşımıza çıkmış. Ankara'lı tiyatroseverlerin, İstanbulda'ki başarılı alternatif tiyatro sahnelerince sahnelenen oyunlara karşı kıskançlığını ve bu tarz oyunlara olan açlığını doyurmak için elinden geleni yapıyor. Bu noktada StüdyoCer kapsamında sahnelenecek diğer oyunları daha da bir merakla beklememizi sağlıyor. Bundan böyle, Mojo, Cuma-Cumartesi-Pazar günleri 20.30'da Stüdyo Cer'de olacak. Her tiyatro severin kaçırmaması gereken bir oyun.

Künye:
" MOJO "
JEZ BUTTERWORTH

Çevirmen:
Özge Kayakutlu
Genel Sanat Yönetmeni:
Erdal Beşikçioğlu
Yönetmen:
İlham Yazar
Dramaturg:
Özcan Özer
Işık:
Mustafa Bal
Dekor Kostüm:
Ercan Eker
Müzik:
Ali Erel
Reji Asistanı:
Ebru Tartıcı
Grafik Tasarım:
Negrican Birlik
Sahne Amiri:
Fatih Katırcı

Oyuncu Kadrosu:
Nusret Şenay
Doruk Nalbantoğlu
Ali Yoğurtçuoğlu
İnanç Konukçu
Berkan Şal
Engin Öztürk

17 Ocak 2013 Perşembe

Ankara Tiyatro Rehberi 8 (18 Ocak 2013 - 28 Ocak 2013)

Bu hafta Ankara'da tiyatro için çok güzel bir hafta. Uzun zamandır Ankara'da tiyatroya dair güzel şeyler neredeyse tek tük olurken, bu az sayıda güzel şeye imzasını atan pek çok insanın bir araya geldiği Mojo isimli oyun 3 yıl aradan sonra tekrar sahneleniyor. İlk olarak Erdal Beşikçioğlu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı Dib Sahne'de, İlham Yazar rejisiyle sahnelenen, belki de o güne değin Ankara'da sahnelenmiş ilk in-yer face oyun olan Mojo aynı kadroyla artık Cer Modernde sahnelenmeye başlıyor. Bu rehberde de her zamanki gibi haftanın öne çıkan oyunlarına değinip, sahnelenecek bütün oyunlara da yer vereceğiz.

1- Mojo (Stüdyo Cer):
Mojo Afiş
Mojo pek çok açıdan heyecanlandırıcı bir oyun. Tiyatroya dair güzel işler yapan kişilerin ortak üretimi, başarılı çalışmalarının bir sonucu. İlk olarak 3 yıl önce, Erdal Beşikçioğlu'nun sanat yönetmenliğini yaptığı Dib sahnede sahnelenmiş, olumlu yorumlar almıştı. Fakat Mojo'yu diğer oyunlardan ayıran aldığı yorumlardan ziyade, yenilikçi tarzı ile başarıyla sahnelenmiş olmasıydı. O güne kadar özellikle DOT dışında Türkiye'de pek tanınmayan bir akımı sahneye taşıyordu oyun. Bugün farklı şehirlerde, farklı tiyatroların artık bu tarz oyunlar oynamadığı gün sayısı yokken, klasik, tek düze oyunlardan bıkan izleyici için bir ferahlama noktasıydı. Sadece In-Yer Face akımına yönelik olması değil, kalıpları aşarak, yenilikçi bir rejiyle sahnelenişi de Ankara izleyicisi için pek çok şeyi müjdeliyordu. Mojo, pek çoklarının kesişim noktasıydı. Oyunun yönetmen koltuğundaki İlham Yazar, bugün devlet tiyatrolarında Yastık Adam ve Jerry ve Tom gibi yenilikçi rejiye sahip hatta yer yer in-yer face oyunlarını sahneliyor. Oyunun oyuncularından İnanç Konukçu, Berkan Şal, Engin Öztürk bugün Behzat Ç.'de çok başarılı performanslar sergiliyorlar. Doruk Nalbantoğlu, Ali Yoğurtçuoğlu, Nusret Şenay da başarılı performanslara imza atıyorlar.

Bugün yıllardan sonra Mojo tekrar sahnelere dönüyor. Oyun artık izleyicinin karşısına Cer Modern'de çıkacak. Cer Modern / Stüdyo Cer tam anlamıyla Ankara tiyatro yaşamına farklı bir soluk ve konsept getirmiş durumda. İstanbula oranla Ankara'nın özel tiyatroları karşılaştırılamayacak kadar başarısız ve tek düze ilerlerken, Stüdyo Cer bu gidişe Hayvan Çiftliği oyunuyla dur demiş ve gelecek projeleri ile heyecanlandırmıştı. İşte bu noktada Mojo, Stüdyo Cer'in ikinci projesi olarak gerçekten o heyecan uyandırma hissini en yükseklerde yaşamamızı sağlıyor.

İlham Yazar'ın yönettiği oyun 25-26-27 Ocak 2013 tarihlerinde Stüdyo Cer'de olacak. Dib Sahnedeki izleyicilerin dönebilen koltuklarıyla, farklı rejiler sunulmuştu. Stüdyo Cer'de nasıl bir reji ve sahneleme izleyeceğimizi gerçekten çok merak ediyorum.

2- Bir Delinin Hatıra Defteri (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Bir Delinin Hatıra Defteri
Yıllardır Ankara Devlet Tiyatrosunda kapalı gişe oynayan, Gogol'un eseri Cem Emüler yönetmenliğinde ve Erdal Beşikçioğlu oyunculuğunda sahneleniyor. Farklı dekoru, rejisi ve muhteşem oyunculuğu ile oyunun biletleri çıktığı anda tükeniyor. Hatta bu oyuna bilet bulabilmek için gişe önünde sabahlayanlar dahi oluyor. Bilet bulursanız kaçırmamanız gereken bu oyun, Stüdyo Sahne ve Cüneyt Gökçer Sahnesinden sonra şimdi de Akün Sahnesinde. Talebin yoğunluğu karşısında 100 kişilik oturma düzeni 150 kişiye çıkarılmış durumda ama ne yazık ki yine biletler tükenmiş. Bir şekilde bilet edinebilirseniz ya da şanslıysanız boşalan bir koltukta yer bulabilirseniz muhakkak gidip görmeniz gerekiyor. Oyun 18-19-23-24-25 Ocak 2013 tarihlerinde Akün Sahnesinde sahnelenecek.

3- Cesaret Ana ve Çocukları (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Cesaret Ana ve Çocukları
Epik Tiyatro'nun kurucusu, Berthol Brecht'in en başarılı oyunlarından biri sayılan Cesaret Ana ve Çocukları, İrfan Şahinbaş Atölye sahnesinde sahneleniyor. Ayşe Emel Mesci rejisinde sahnelenen bu oyunu henüz izleme fırsatı bulmasam da hem gelen tepkilerin oldukça olumlu olması hem de İrfan Şahinbaş sahnesinin yenilikçi rejilere müsait bir ortam sunmasıyla, izlenme listesine alınması gereken oyunların başında geliyor. Ayrıca bir Brecht klasiği olarak oyunda yer alan Orkestra da, izleyicinin ilgisini çekebilecek nitelikte. Oyun 19 ve 30 Ocak 2013 tarihlerinde İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenecek. Kısa bir not, oyunun süresinin uzunluğu ile İrfan Şahinbaş sahnesinin uzaklığı çekinceler yaratmasın. Zira Büyük Tiyatro önünden oyundan 1 saat önce servis kalkıyor. Aynı şekilde oyun bitiminde de servisler izleyicileri Büyük Tiyatro'ya ücretsiz taşıyor.

4- Yastık Adam (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Yastık Adam
Hiç şüphesiz son yıllarda Ankara Devlet Tiyatrosunca sahnelenmiş en ilginç ve en beğenilen oyunların başında geliyor Yastık Adam. Farklı sahneleniş tarzı, ilginç konusu, sağlam metni ve tabi ki olağanüstü oyunculuklarıyla 2 yıldır sahnelenen bu oyun, izleyenler tarafından tam puan oluyor. Daha önce bu blogda da bir incelemesine yer verdiğimiz Yastık Adam, Martin McDonagh'ın kaleminden çıkıp İlham Yazar rejisiyle izleyiciyle buluşuyor. İlham Yazar tiyatro adına gerçekten oldukça yenilikçi işler yapan ve sürekli kendini yenileyen ve güzel işlerin altına imza atan bir yönetmen, ayrıca bu yıl yine Ankara Devlet Tiyatrosunda, Jerry ve Tom isimli oyunun yönetmenliğini yapıyor. Sadece onun yönetmenliğini izlemek için bile gidilebilir. Oyun 8-23-24-26 Ocak 2013 tarihlerinde İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenecek. Oyun bu yıl pek çok kez Şinasi sahnesinde de sahnelenmesine rağmen, bu oyunun asıl sahnelenme yeri ve evi İrfan Şahibaş sahnesi olarak oyunu burada da izlemekte büyük fayda var.

5- Kerbela (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Kerbela
Ankara Devlet Tiyatrosunun bir kaç yıldır gedikli oyunlarından olan Kerbela, kalabalık kadrosu, başarılı oyunculukları, reji başarısı ile dikkat çeken bir oyun. Ali Berktay'ın kaleminden çıkan ve Ayşe Emel Mesci rejisiyle sahnelenen bu tarihsel oyunda, Kerbela'da yaşananlar anlatılıyor. Uzun süresi bir handikap gibi görünse de, Devlet Tiyatrolarının başarılı yapımlarından birisi olan bu oyun da fırsat olduğu takdirde izlenmeli, zira her anlamıyla çok başarılı bir yapım. Oyun 22-25-27 Ocak 2013 tarihlerinde Büyük Tiyatro'da sahnelenecek.

6- Dolores Claiborne (Ankara Devlet Tiyatrosu):
Dolores Claiborne
Geçtiğimiz ay prömiyer yapan oyun, Stephan King'in aynı adlı eserinden sahneye uyarlanan bir yapım. Reji koltuğunda Hakan Çimenser yer alıyor. Stephan King öykülerinin-romanlarının ilginçliği oyunun ilgi çekiciliğine işaret ediyor. Oyunun konusu kadar ilk gelen yorumlara göre dekor ve sahnelenmesi de oldukça ilgi çekici olduğu yönünde. Ankara Devlet Tiyatrolarının sıkı takipçilerinin yakından tanıdığı ve başarılı oyunculuklarına alıştığı Hakan Çimenser'in rejisörr Mithat Erdemli'nin ise yardımcı rejisör olması ise oyuna gitme isteği uyandıran diğer unsurlar. Oyun 22-26 Ocak 2013 tarihleri arasında Şinasi sahnesinde sahnelenecek.

7- Kuçu Kuçu (Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu) - TURNE:
Kuçu Kuçu
Son zamanlarda oldukça başarılı eleştiriler alan Kuçu Kuçu isimli oyun Selen Uçer ve Özgü Namal'ın başarılı performanslarıyla dikkat çekiyor. Kerem Ayan'ın yönettiği oyunun konusu ise şöyle: "Kocasından önce gelen Melis'i, Kudret Bey'in karısı Melda karşılar. Melda ve Melis, tanışıp sohbet ederek kocalarının işten gelmesini beklemeye başlarlar. Zaman ilerledikçe sohbetin rengi değişir. Belki de onları bir araya getiren şey sadece kocalarının iş ilişkisi değildir. İki genç kadının geçmişlerindeki sırlar ortaya çıktıkça, olaylar da yavaş yavaş çığırından çıkar.
Nezaket kuralları dâhilinde başlayan bu karşılaşma acımasız bir hesaplaşmaya dönüşür. "

Oyun 21 ve 22 Ocak 2013 tarihlerinde Cüneyt Gökçer sahnesinde olacak.



8- Diğer Oyunlar:


Ankara Devlet Tiyatrosu: Hürrem Sultan, Ben Ödüyorum, Euridice'nin Elleri, 33 Varyasyon, Venedik Taciri, Hüzzam, Keçiler Adası, Aşk Hastası, Fosforlu Cevriye, Bir Kahve Molası - Karıncalar, Ben Feuerbach, Kış Gelmeden, Dönülmez Akşamın Ufkundayız

Mavi Sahne: Gıres - Angaralı (25-26-27 Ocak 2013), Tuluatmasyon (18-19 Ocak 2013)

- Yön Sanat Atölyesi: Azrail Blöf Yapmaz (26 Ocak 2013 Cumartesi)

- Tiyatro Tempo: Macbeth- Bir Fikr -i Firar Meseli (19 Ocak 2013 Cumartesi),  Biedermann ve Kundakçılar (25 Ocak 2013 Cuma)

- Müjdat Gezen Sanat Merkezi: Bir Güvercin Kanadında Yaşıyoruz İnadına (18-25 Ocak 2013 Cuma), Müfettişler Müfettişi (19 Ocak 2012 Cumartesi)

- Başkent Oyun Atölyesi: Doğaçlama Geceleri (18-25 Ocak 2013)

- Ankara Sanat Tiyatrosu: Selamün Kavlen Karakolu (19-25-26 Ocak 2013), Giderayak (18 Ocak 2013)

- Ertan Gösteri Merkezi: Gülmüşüm Hayatına (26 Ocak 2013 Cumartesi), Yaşam Oyunu (18-19-20 Ocak 2013)

- Ankara Simurg Oyuncuları Tiyatrosu: Hayyam (18-19-20 Ocak 2013)

- Mor Çilek: Kimsesizliğin Kimseleri Sokak Çocukları (20-27 Ocak 2013)

- Argem: Kadın Oyunları (20 Ocak 2013 Pazar)

- Tiyatro Kafe: Laga Luga (25 Ocak 2013), Matruşka (23 Ocak 2013 Çarşamba), Şu İşe Bak (26 Ocak 2013 Cumartesi), Senden Benden Bizden (19 Ocak 2013)

- Hayal Kumpanyası: Sınır (28 Ocak 2013 Pazartesi)

- Ankara Halk Tiyatrosu: Uysal Yurttaş Projesi (18-19-25-26 Ocak 2013)

- Başkent Kültür Sanat Tiyatrosu: Yedi Kocalı Hürmüz (19 Ocak 2013 Cumartesi)

- Başkent Tiyatroları: Ağaçlar Ayakta Ölür (20 Ocak 2013)

- Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu (Turne): Basit Bir Ev Kazası (23 Ocak 2013)

- Perdeci Oyuncular (Turne): Adalet, Sizsiniz (25-26-27 Ocak 2013)

- TiyatroGerçek (Turne): Sanat (28 Ocak 2013)