murat çidamlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
murat çidamlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2013 Perşembe

Ankara Tiyatro Rehberi 10 (26 Eylül 2013 - 8 Ekim 2013)

Blog'a çeşitli sebeplerden ötürü ara vermek zorunda kalmıştım. Şimdi yeni sezonla beraber blog da geri dönüyor. Yeni Sezonun ilk yazısı da Sezonun ilk tiyatro rehberi olacak. Ayrıca Sezonun ilk yazısı nedeniyle 1 kişi 9 Ekim 2013 Çarşamba Günü Sahnelenecek Hayvan Çiftliği Oyununa bilet kazanma fırsatı elde edecek. Bu konuya ilişkin bilgiler yazının sonunda.

Ankara Tiyatro izleyicisi geçen sene Cer Modern'in attığı cesur adımlarla heyecanlanmış ve turne oyunları hariç belki de uzun bir süre sonra ilk kez kaliteli özel yapımları izleme fırsatı bulmuştu. Ayrıca Devlet Tiyatrolarının da kalıplaşmış klasik 'Bu oyun Devlet Tiyatrosu Oyunu' dedirten oyunlarının dışında pek çok oyun da Devlet Tiyatrolarınca sahnelenmişti. Bu sezon ise Devlet Tiyatrolarının yerli oyun sahneleme politikasıyla beraber bir çok yerli oyun sahnelenecek. Kişisel fikrime göre çok fazla heyecanlandıran yapım yok. Yastık Adam, Bir Delinin Hatıra Defteri gibi önceki senelerde oldukça ilgi gören yapımlar da bu yıl sahnelenmeyecek gibi görünüyor. Bu yazı hem önümüzdeki hafta Ankara'da oynanacak oyunlar hakkında bilgi verme hem de oyunlara genel bir bakış açısı sunma amacı taşıyor.  Bu rehberde de her zamanki gibi haftanın öne çıkan oyunlarına değinip, sahnelenecek bütün oyunlara da yer vereceğiz.

1- Hayvan Çiftliği (Ankara Devlet Tiyatrosu):

Devlet Tiyatrosunca daha önce sahnelenmiş oyunun eski bir afişi.
Yeni sezon Devlet Tiyatroları oyunları arasındaki az sayıda yabancı oyunlardan birisi olarak karşımıza çıkıyor Hayvan Çiftliği. Benim bu sezon en çok merak ettiğim yapımların da başında geliyor. Geçen yıl Ankara izleyicisi Erdal Beşikçioğlu yönetiminde gençlerden kurulu bir kadro ile Stüdyo Cer'de izlemişti bu oyunu. Oyunun Stüydo Cer sahnelenişi ile ilgili inceleme daha önce bu blog'da da yapılmıştı. Buradan ulaşabilirsiniz. 

Oyunun yönetmen koltuğunda Barış Erdenk var. Yenilikçi, yaratıcı ve başarılı bir rejisör kendisi. Bu sebepten ötürü de Hayvan Çiftliğinin rejisi merak konusu. İster istemez bir yıl önce başka bir tiyatroca sahnelenmesinden ötürü, Ankara izleyicisi iki oyun arasında karşılaştırmalar yapacaktır. Bu oyun için ve yönetmen için bir handikap olsa da gerçekten bu yılın en heyecanlandırıcı projelerinden birisi ve çok başarılı bir yapım Ankara izleyicisini bekliyor. George Orwell'in unutulmaz romanından Peter Hall tarafından sahneye uyarlanan oyun 2 Ekim 2013 günü prömiyerini yapıyor. Oyun'un İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenmesi de oldukça farklı bir reji ve dekor göreceğimizin habercisi. Bu yılın en çok ilgi gören oyunlarından olacaktır. Oyun Ayrıca 3-5 ve 9 Ekim tarihlerinde de sahnelenecek. Fakat şimdiden ilk 3 temsilin biletleri tükenmiş durumda.

9 Ekim temsiline bir blog okurumuz bilet kazanma şansı kazanacak. Bilgi yazının sonunda.

2- Kösem Sultan ( Ankara Devlet Tiyatrosu):

Murat Atak
Şahsi olarak tarihi içerikli ve kalabalık castlı oyunları sevmesem de Ankara Devlet Tiyatrosu yıllardır bu tarz oyunları sahneliyor. Genç Osman, Hürrem Sultan, Kerbela gibi oyunlar akla ilk gelen örnekler. Fakat bu tarz oyunların genel izleyici kitlesi tarafından oldukça beğeniliyor. Turhan Oflazoğlu tarafından kaleme alınan oyunun yönetmen koltuğunda Murat Atak var. Oldukça kalabalık kadrosuyla dikkat çeken oyunda, Elvin Beşikçioğlu, Mithat Erdemli, Yavuz Sepetçi, Tolga Çiftçi gibi Ankara Tiyatro izleyicisinin aşina olduğu pek çok başarılı oyuncu kadroda yer alıyor.
Oyun 1 Ekim 2013 Salı Günü Prömiyer yapacak ve açıklanan programa göre 13 Ekim'e kadar aralıksız olarak Cüneyt Gökçer sahnesinde sahnelenecek. Muhtemelen temsiller aralıksız olarak Ekim ayının sonuna kadar devam edecektir.

3- Kadınlar Aşklar Şarkılar (Domus Sanat Çiftliği):

Kadınlar Aşklar Şarkılar
Geçen yıl Ankara'da sahnelenen en dikakt çekici yapımlardan birisiydi. Kadınlar Aşklar Şarkılar. Oyun Domus Sanat Çiftliği tarafından, ki kendileri Ankara'da butik tiyatro/alternatif tiyatro konseptine belki de en çok yaklaşan tiyatrodur, sahneleniyor. Şamil Yılmaz tarafından yazılan oyunun yönetmen koltuğunda Serdest Vural var. Oldukça övgü alan başarılı performansıyla Ahmet Melih Yılmaz bu tek kişilik oyunda izleyiciyle buluşuyor.
Oyunun tanıtımı şu şekilde: "
“Kadınlar Aşklar Şarkılar”, trans kadınların çocukluklarına, aşklarına ve ölümlerine adanmış tek kişilik fakat çok’sesli bir oyundur.
Tüm sesler, hikâyelerini doğrudan seyirciye anlatırlar. Fakat seyirci, alıştığımız seyirci değildir artık. Adı aşkla, arayışla, özlemle ve ölümle iç içe geçmiştir şimdi. Her kadın, ölüme doğru yol alırken, varlığı seyircide somutlaşmış bu belirsiz kişiye doğru seslenir. Aşkların, ölümlerin, arayışların asıl muhatabı bu belirsiz kişidir çünkü:
"belki bin yıldır burdayız biz"

Ankara'da kalıplaşmış, klasik oyunlardan sıkılan izleyici için ilaç gibi gelecek bir oyun. 1 Ekim 2013 salı günü Eski Yeni'de sahnelenecek oyuna ilişkin bilgileri Domus Sanat Çiftliğinin Facebook sayfasında bulmak mümkün.

4- Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye (Ankara Devlet Tiyatrosu):

Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye Afiş
Stüdyo Sahne ve İrfan Şahinbaş sahnesinde sahnelenen oyunlar benim için her zaman daha ilgi çekici olmuştur. Zira bu sahnelerde yönetmene sınırsız özgürlük imkanı tanınır reji olarak. Gerçek anlamda belli bir sahne yokken yönetmenin yaratıcılığı ile ortaya gerçekten çok güzel projeler çıkmaktadır. Yıllar önce sahnelenen Yakup Kadri'nin Yaban oyunu bile, İrfan Şahinbaşta adeta baştan doğmuş ve yepyeni bir çehreye bürünmüştü. Stüdyo Sahne ve İrfan Şahinbaş, klasik tiyatro'dan başka alternatif arayanlar için bir mola noktası gibi adeta.

Bu noktada Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye 3 anlamda çok ilgi çekici. Öncelikli olarak Sait Faik Abasıyanık'ın etkileyici yapıtlarından, hayatından, oyunlaştırılan oyun hikaye anlamında Türkiye'nin en önemli kalemlerinden birsine eserin ev sahipliği yapıyor. Tabi bu noktada bu derlemeyi yapan ve oyunlaştırmayı gerçekleştiren Savaş Dinçel'in olduğunu belirtmekte fayda var. İkincil olarak oyunun yönetmen koltuğunda, Ankara Devlet Tiyatrosu izleyicilerinin çok beğendiği birsi var. Murat Çidamlı. 3. olarak ise yukarıda belirttiğim faktör. Oyunun Stüdyo Sahne'de sahneleniyor oluşu bu geniş seçki için sınırsız bir reji imkanı tanıyor. Kesinlikle sezonun en çok ilgi çekecek oyunlarından.

Yıllarca İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiş bu oyunun Ankara Devlet Tiyatrosu yorumunun nasıl olacağı merak konusu. Oyun 1 Ekim Salı günü prömiyer yapıyor. 4-6-8-11 Ekim tarihlerinde de Stüdyo Sahne'de temsillerini sürdürecek.

5- Diğer Oyunlar:
  
- Ankara Devlet Tiyatrosu:  Sarı Naciye, Nalınlar, Para, Mevlana - Aşk ve Barış Çığlığı, Ramiz ile Jülide, Teneke

- Başkent Oyun Atölyesi: Doğaçlama Geceleri (27 Eylül 2013 Cuma)

- Ankara Halk Tiyatrosu: Jeanne D Arc'in Öteki Ölümü (27-28 Eylül 2013)

- Yön Sanat Atölyesi: Kamyon (29 Eylül 2013 Pazar) 

- Tiyatro Kafe: Şu İşe Bak (5 Ekim 2013 Cumartesi), Kuklacı (2-9 Ekim 2013), Matruşka (28 Eylül, 12 Ekim 2013 Cumartesi)

- Ertan Gösteri Merkezi: Ölü Ya da Diri (27 Eylül 2013 Cuma)

9 Ekim 2013 Hayvan Çiftliği (Ankara Devlet Tiyatrosu) Bilet Çekilişi:
- Bu Çekilişin Amacı Blogumuzu takip eden tiyatroseverlerden birisine bir bilet armağan etmektir. Çekilişin hiç bir ticari veya kar amacı yoktur.
- Verilecek bilet 1 Adet TAM bilettir.
- Oyun Temsili 9 Ekim 2013 günü Ankara İrfan Şahinbaş Sahnesinde sahnelenecek olup, oyun öncesi Büyük Tiyatro otoparkından İrfan Şahibaş Sahnesine servis kalkmaktadır. 
- Çekilişe Katılmak için İsminizi belirtelerek çekilişe katılmak istediğinize dair bir maili antoninartaud37@gmail.com adresine atmanız veya Twitter üzerinden @artaud_antonin hesabını 5 Ekim 2013 gününe kadar mentionlamanız yeterlidir.
- Çekiliş sonuçları en geç 7 Ekim 2013 günü açıklanacak olup kazanan kişiyle iletişim kurulacaktır.

17 Temmuz 2012 Salı

Yastık Adam (Ankara Devlet Tiyatrosu)

Yastık Adam - Ariel & Tupolski

Devlet tiyatroları özellikle 3-4 sene öncesine kadar bilindik kalıplardaki oyunlarla izleyici karşısına çıkıyordu. Bu oyunların temel yapısı, anlattıkları hep standarttı. Komik, dramatik, düşündürücü v.b Çoğunlukla yaratıcılıktan uzak, tek düze. Sahnelenen oyunlar adeta fabrikasyon ürünü gibiydi. Hem oyunların içeriği, hem de oyunların sahneye konuluş şekli bu duruma yol açıyordu. Fakat özellikle son senelerde, Devlet Tiyatroları bünyelerinde daha farklı, daha yenilikçi oyunlar izlemeye başladık. İçerikten, sahnelenişe bu 'farklı' olarak nitelendirebileceğimiz oyunların başında ise hiç şüphesiz Yastık Adam geliyor.

Yastık Adam (The Pillowman), İrlandalı oyun yazarı Martin McDonagh tarafından 2003 yılında kaleme alındı. Oyunla ilgili incelemeye geçmeden önce kısa bir şekilde Martin McDonagh'tan bahsetmekte fayda var. 1970 yılında doğan İrlandalı yazar, Britanyalı çağdaş oyun yazarlarının en başarılı temsilcilerinden birisi olarak kabul ediliyor. Yazarın, Leenane'nin Güzellik Kraliçesi ve Inishmaan'ın Sakatı isimli oyunları İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından, Inishmorelu Yüzbaşı isimli oyuncu Kent Oyuncuları tarafından, 
Yalnız Batı isimli oyunu ise Yan Etki tarafından sahneye konuldu. Martin McDonagh aynı zamanda 2008 yapımı In Bruges filmini hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstlenerek, Sinema konusundaki yeteneklerini de ispatlamış durumda.

Ankara Devlet Tiyatrosunca sahnelenen Yastık Adam'ın bu aslında ilk Türkiye macerası değil. İlk olarak 2006 yıllarında bu oyunun DOT tarafından sahneleneceği konuşulmuştu. DOT bu oyunu hiç sahnelemedi fakat 2009 yılında oyun Mehmet Ergen yönetmenliğinde ve Bekir Çiçekdemir, Murat Karasu, Serhat Tutumluer ve Yurdaer Okur'un oyunculuklarıyla, Talimhane tiyatrosunca sahneye konuldu.

Ankara Devlet Tiyatrosunca sahneye konulan Yastık Adam'a gelecek olursak. Oyunu sahneye koyan isim İlham Yazar. Oyuncu ve Yönetmen. Kendisini ilk olarak, Ankara Dip Sahne'de sergilenen Mojo isimli oyunun yönetmeni olarak tanımıştım. Aslında Mojo çok ilginç bir kesişim noktasıdır. Zira Dip Sahne'nin işletmecisi Erdal Beşikçioğlu. Mekan bir tiyatro değil. Bir bar. Fakat oyun konseptine göre düzenlenmiş. Oyunun oyuncularından İnanç Konukçu ve Berkan Şal Behzat Ç. yolunu tuttu, İlham Yazar ise devlet tiyatrolarının. Çok bereketli oyun çünkü diğer oyuncuların da hepsi çok iyi yerlerde, fakat bu başka bir yazının konusu olsun. Mojo, In Yer-Face olarak kabül edilen bir oyun metni. Hatta In Yer-Face'in isim babası Aleks Sierz'in kitabında bu tarz oyunlara örnek olarak gösterilirken de yer verilen bir oyun Mojo. Filmi bile çekilmiş.


İlham Yazar Mojo'da çok başarılı bir iş sahneye koymuştu. Yastık Adam'ın yönetmeni olduğunu öğrendiğim zaman da çok başarılı bir işle karşılaşacağımdan hiç şüphem yoktu bu yüzden.


Yastık Adam izleyiciyi alışık olmadığı bir dekorla karşılıyor. Dekor sıradışı ya da çok şaşırtıcı değil. Fakat kesinlikle ilgi çekici. Fakat oyun Akünde. İlk sıkıntı ve soru işareti burada. Zira Yastık Adam bu tarz bir sahnede istediği vuruculuğu yapabilir mi? Bence In Yer-Face'in en temel silahlarından birisi olan seyirciyi black box bir sahnede oynayarak oyunun içine alma hamlesini koca bir salonda yapabilir mi? Bu noktada bir seçim yapılması gerekiyor, Devlet Tiyatroları butik bir tiyatro değil. 50 kişiye oynama lüksü olamaz. Bu yüzden sahne büyük olacak. O nedenle tam anlamıyla bir In Yer-Face ile karşılaşmayacağımız belli. Mesela efsanelere konu olan 'İzleyicilerin gördüklerinden sonra kusarak salondan çıkmaları' gibi bir etki şüphesiz beklemiyoruz. Rahatsız etse yeter. Fakat bu koca sahnede mümkün mü? Mümkünmüş.


Dedik. Daha salona girer girmez dekor ve müzik izleyiciyi yakalıyor, merak ettiriyor. Oyun zaten yaş sınırı nedeniyle gizemli. Dekor ve müzik bu gizemi arttırıyor. Şimdi oyun zamanı. Hikaye basit. 2 polis, çözülemeyen bir dizi cinayet vakası. Ama olaylar kötü, çünkü ölenler hep çocuk, öldürülüş tarzları vahşi. Uzaktan In Yer-Face'e bir selam! Çocukların vahşi öldürülüş tarzları öyle insanların laf olsun diye, içleri sızlamadan konuşabilecek gündelik şeyler değil. Asıl soru, karşımızda basit bir polisiye mi olacak yoksa daha ötesi mi.


Şüphelimiz, öykü yazarı Katuryan Katuryan Katuryan. Evet isim komik, belki de oyundaki gerilimi dağıtmak için düşünülmüş küçük bir numara. En gergin anlarda izleyiciyi rahatlatacak bir yol molası gibi. Katuryan, yazdığı öyküler'deki cinayetlerin birebir işlenmesi nedeniyle soruşturmanın ortasında, polislerin tam karşısında buluyor kendisini. Karşımızda iki polis. Biri genç biri yaşlı. Bir iyi polisi oynarken diğeri kötü polisi oynuyor. Fakat karakter altyapıları son derece başarılı. Söyledikleri, yaptıkları hiç sırıtmıyor. Polisler çoğu zaman dalgacı fakat olayların acısı onları daha öfkeli hale getiriyor.


Oyun baştan itibaren iki yönüyle farklılığını sunuyor. 1) Hikayenin ilerleyişi muazzam. Katuryan'ın öykülerinden atıflarla, sistem dışı, kalıp dışı ilerliyor. 2) In Yer-Face'e yaklaşan bir diğer öğe daha: Şiddet'ten sakınılmıyor oyun boyunca. Katuryan'a yapılan işkenceler, fiziki şiddet olarak yüzümüze çarpıyor. Edilen küfürler, hakaretler, bağırışmalar da zira öyle. Anlatılan hikayelerdeki öğeler ise şiddet boyutunu arttırıyor. Fakat öyküler bu oyunun asıl yıldızı. Her bir öykü ayrı ayrı düşünülmüş, inceden inceye oyun alt metnini oluşturan bu öykülerden birisi de oyuna ismini veren Yastık Adam'ın öyküsü.


Katuryan'ın masum olduğuna onun sadece bir öykü yazarı olduğuna inanırken bu denli gerçekçi bir anlatımda, cinayetler ile öykülerin bağlantısız olduğunu düşünmek olanaksız. Katil aslında izleyiciye Katuryan'ın zeka geriliği olan kardeşi Micheal. Katilin ortaya çıkışı aslında bir gizemin çözülmesi değil, daha çok malumun ilanı gibi. Asıl gizem başka yerlerde. Katuryan'ın sorgusu çok daha farklı gizemleri ortaya çıkarıyor. Katuryan belki çocukların katili değil fakat hayal dünyasının oluşumu oldukça şiddetvari. Geçmişinde yaptıkları izleyiciyi sarsıyor. Asıl sarsıcı ise Micheal'e kıyması. Belki kendince haklı bir sebebi var. Duygusal fakat oyunun en sarsıcı anı kesinlikle bu.


Ve oyunun ismi, Yastık Adam. Oyunda anlatılan en güzel öykü. Yastıklardan oluşmuş bir adamın çocukları ziyaret etmesi, onları gelecekte yaşayacağı acıları göstermesi ve çocuklara bu acıları çekmemeleri için intihar etmeleri gerektiğini söylemesi. Çocukların ölümü ve ailelerin bunu birer kaza zannetmesi. Oyunun climax'ı. Katuryanın kardeşi Micheal'e anlattığı ve Micheal'in en sevdiği hikaye Yastık Adam. Çocukları öldürerek kendince bir Yastık Adam olması. Vurucu. Katili öğrenmemizden çok daha vurucu. Asıl soru neden böyle olduğu? Cevap Katuryan ve Michael'in geçmişindeki hikayede gizli. Michael'e hiç bir zaman bir Yastık Adam'ın gelmemiş ve onu acılarından kurtarmamış olmasında gizli. Muazzam. Pek çok ileti çıkarılabilecek bir şekilde bağlanıyor oyun.


Oyunun sonu ise zirve noktada. İzleyiciyi çok farklı bir yerden şaşırtıyor. Hikayenin sadece Katuryan'ın hikayesi değil, polislerin de hikayesi olduğunu görüyoruz. Empati çok önemli. Polislerin hikaye akışı boyunca yaşadıkları, değişimleri, gizemleri, Katuryan ve kardeşininki gibi.


Gelelim oyunun sahnelenişine, oyunculuklara ve diğer unsurlara. Sahneleniş konusunda muazzam bir iş ortaya koymuş İlham Yazar! Sahne geçişleri de aynı şekilde çok başarılı. Müzikler, dekor, her şey çok iyi ama oyunculuklara değinmeden olmaz. Her bir oyuncu ayrı ayrı başarılı performans göstermiş. Polislerden yaşlı olanı Tupolski rolündeki Mesut Turan, zeka geriliği olan Michael'i canlandıran (Buğra Koçtepe - öncesinde Emre Erçil) çok başarılılar. 

Fakat Ariel rolündeki Tolga Tekin ve Katuryan Katuryan Katuryan'ı canlandıran Murat Çidamlı ayrı birer alkışı hak ediyorlar.


Bu sezon muhtemelen devam edecektir Yastık Adam, Ankara Devlet Tiyatrosu bünyesinde. İzlememiş olanların kaçırmamalı, muhakkak izlemeli!